İçtihatlar

GÜNÜN YARGITAY KARARI:

EMEKLİYE YAPILAN HAKSIZ ÖDEME AYLIKLARININ GERİ İSTENMESİ

ÖZET:

5434 S. Kanun’un 121/2 md. hükmü, herhangi bir nedenle sandık tarafından ilgililere istihkaklarından fazla veya yersiz olarak yapılan ödemelerin, bu hatalı işlemlerin düzeltildiği tarihten geriye doğru hesap edilecek 5 yıllık tutarlarının tahsilini öngördüğünden mahkemece 10 yıllık süre için hesaplama yapılması doğru görülmemiştir.

5434 S. Kanun’un 121/2 md. hükmü uyarınca yürürlüğe konulan Yönetmeliğin 6.maddesi, “Yanlış beyanda bulunmak, gerçeğe aykırı belge sunmak suretiyle zarara sebebiyet verenlerden ödeme tarihi ile tahsil tarihi arasında geçen süre için hesaplanacak kanuni faiz tahsil edilir….” şeklinde olduğundan davalıların böyle davranışları bulunmadığından borcun faizsiz hesaplanması gerekir.

Borcun tahakkukundan sonra ise, borcun ödenmesine ilişkin ihtarnamenin tebliği tarihinden itibaren (gecikme faizi) uygulanması gerekir.

Y.3.HD E: 2009/21192 K: 2010/4367 T: 16.3.2010 Dava dilekçesinde 28,735,65 YTL alacağın, 19.11.2007 tarihine kadar işlemiş faizi 30.067,15 YTL ile birlikte, asıl alacağa 19.11.2007 tarihinden itibaren işletilecek faizi ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

YARGITAY KARARI

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü. Davacı vekili dilekçesinde; Emekli Sandığı’ndan yetim aylığı alan davalının, SSK’da sigortalı çalıştığı tespit edildiğinden; muhtaçlık durumunun 1.9.1995 tarihinden geçerli iptal edilmesi nedeniyle, ödenen toplam; 28,735,65 TL’nin (1.9.1995-31.01.2007 tarihleri arası için) işlemiş faizi (30.067,15 TL) ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile; 28.337,34 TL asıl alacak ile 14.11.2007 tarihinde kadar işletilen 27.436,69 TL faiz alacağı toplamı 55.774,03 TL.sının 14.11.2007 tarihinden itibaren asıl alacağa yasal ve değişen faiz yürütülerek davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince süresinde temyiz edilmiştir.

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı vekilinin bütün, davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, 5434 Sayılı Kanun’un 121/2. md. göre “Herhangi bir nedenle sandık tarafından ilgililere istihkaklarından fazla veya yersiz olarak yapılan ödemelerin, bu hatalı işlemlerin düzeltildiği tarihten geriye doğru hesap edilecek 5 yıllık tutarları tahsil edilir. Tahsilin ne şekilde yapılacağı yönetmelikle düzenlenir” hükmüne yer verilmiştir. Kanun hükmü gereğince, 5 yıllık süre için davalıya yapılmış olan ödemelerin hesaplanarak borç olarak davalıdan talepde bulunulması gerekmektedir.  Mahkemece, 10 yıllık süre için hesaplama yapılması doğru görülmemiştir.

Öte yandan borcun ne şekilde tahsil edileceği hususu Kanunun 121/2.md. dayalı olarak çıkartılan yönetmelikte; “madde 6-Yanlış beyanda bulunmak veya Gerçeğe aykırı belge ibraz etmek suretiyle Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü’nün yanlış işlem ve ödeme yapmasına sebebiyet verenler adına 5. md. hükmüne göre çıkarılan borç ile bu borca ödeme tarihi ile tahsil tarihi arasında geçen süre için hesaplanacak kanuni faiz olmak üzere toplam borç; …tahsil edilir.” şeklinde düzenlenmiş bulunmaktadır.

Somut olayda; davalının, davacı idareyi yanlış işlem ve ödeme yapmasına sebebiyet verecek bir davranışı (yanlış beyanda bulunması veya gerçeğe aykırı belge ibraz etmesi) söz konusu değildir. O halde, borcun yönetmeliğin 4. md. gereğince, “faizsiz” olarak hesaplanması gerekmektedir. Borcun tahakkuk ettirilmesinden sonra uygulanacak faiz ise; sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre, (gecikme ) temerrüd faizidir.

Nedensiz zenginleşme nedeniyle gecikme faizi yürümesi için, borçlunun yani haksız mal edinenin ya bir ihtar ile ya da aleyhine bir dava açılmak suretiyle temerrüde düşürülmesi gerekir. Mahkemece, davacı idarenin davalıya, dava konusu borcun ödenmesine ilişkin ihtarının tebliğ tarihinden itibaren faiz hesabının yapılması gerekirken; ödeme tarihlerinden faiz hesabı yapılmış olması da doğru görülmemiştir. Yukarıdakı hususlarda yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.

Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA  ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 16.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.